boşvermeyi bileceksin. Yanında kimin olup olmadığı önemli değil. Kendin olabildiğin sürece!
Hele seninin yanında olduğunu söyleyip anlamayanları hiç düşünme. Uzak dur yeter.
Ne dersem diyeyim yapman gereken hataları yapacak, kendini o en korktuğun kötü durumlara düşürecek ve her seferinde yine aynı soruyu soracaksın kendine
"Şimdi ne yapıcam ben?!"
Çabaların sürecek, hayattan kaçmanın tek yolu ölüm çünkü.
Sonuç verecek yada vermeyecek bu çabaların. Umursamamayı öğreneceksin.
Hiçbir şeyin mükemmel olmadığını , olamayacağını anladığında hatalarınla ve günahlarınla yoluna devam edecek deneyimleyeceksin payına her ne düşerse.
Aynaya her baktığında sana umut veren yine senin gözlerin olacak.
31 Ocak 2013 Perşembe
30 Ocak 2013 Çarşamba
sen çabalamayacaksın, o çabalayacak seni kaybetmemek için.
o kadar erilleştik ki biz kadınlar olarak egemenliği ele almayı o kadar kafaya takmışız ki o görevi bile sahiplenmişiz üstlenmişiz. kadın olmayı, asıl kimliğimizi unuttuk.
doğada her zaman erkek dişiyi elde etmek için danslar şarkılar kavgalarla mücadele etmiyor mu?
hayatın kanunu bu değil mi en baştan beri?
buna hem karşı çıkıp hem de sızlanmanın neresi doğru?
bugüne kadar kadınlar kedınlara yapmadı mı en büyük kötülüğü?
şımarttıklarımızı baş tacı ettiğimizde en büyük acıları çekmedik mi?en büyük hayal kırıklıklarına uğramadık mı? en büyük kandırılışları yaşamadık mı?
önce sen sen olacaksın, sonra seni sen olduğun için sevecekler.
o kadar erilleştik ki biz kadınlar olarak egemenliği ele almayı o kadar kafaya takmışız ki o görevi bile sahiplenmişiz üstlenmişiz. kadın olmayı, asıl kimliğimizi unuttuk.
doğada her zaman erkek dişiyi elde etmek için danslar şarkılar kavgalarla mücadele etmiyor mu?
hayatın kanunu bu değil mi en baştan beri?
buna hem karşı çıkıp hem de sızlanmanın neresi doğru?
bugüne kadar kadınlar kedınlara yapmadı mı en büyük kötülüğü?
şımarttıklarımızı baş tacı ettiğimizde en büyük acıları çekmedik mi?en büyük hayal kırıklıklarına uğramadık mı? en büyük kandırılışları yaşamadık mı?
önce sen sen olacaksın, sonra seni sen olduğun için sevecekler.
28 Ocak 2013 Pazartesi
Hürriyet
gazetesinin haftasonu yayınladığı bu yazıyı mutlaka okuyun derim!
http://www.hurriyet.com.tr/pazar/22454504.asp
Çapkının beynimizdeki kodlaması erkek, kadınla çapkın kelimesini yan yana bile koyamıyorsun. Peki, gerçekten sadece erkekler mi çapkın olur? İlerleyen zaman, gelişen teknolojiyle birlikte ‘çapkın’ kelimesi kadınlar için de başka bir anlam ifade etmeye başlamadı mı?
Bir ilişkiden diğerine koşmak şu an kadınlar arasında dünyanın en olağan şeyi gibi. Ayrılmak üzere olan arkadaşımıza, “Gelirken iki ekmek al” der gibi, “Canım daha iyisini bulursun, yolla şu paraziti!” diyebiliyoruz. Eldeki ilişki ne zaman tükense “Daha iyisi vardır canım” çekiyoruz. İlk aşkıyla evlenen kız hikâyesi artık kulağa romantik bir masal gibi geliyor. Gerçek aşkı, doğru adamı ve pamuklara sarılmış ilişkiyi beklemek yerine, deneme-yanılmayla bulmak artık en olağan şey. Zaten mantıklısı da bu. Erkek arkadaşının tecrübeli, görmüş geçirmiş, nasıl davranması gerektiğini bilen bir adam olmasını isteyen kadınlar, hayata olan bakışını da değiştirdi.
BEKÂRETE KARŞILIK ZENGİN KOCA
Çoğu erkeğin hayali el değmemiş, gözü açılmamış, saf körpe
bir genç kız. Benim hayalimse, sadık, dürüst, zengin, eli açık, komik, sol
cebinde 180 karatlık pırlanta yüzük taşıyan, romantik film seven, balık etli
hatun sevdalısı, az erkek arkadaşa sahip ve hatta annesiyle görüşmeyen bir
adam. “Bakire kız istiyorum” diyen adamla “zengin koca bulup onu sağmak
istiyorum” diyen kadının mantığına reva görülen saygı da aynı olmalı.
MASUM DEĞİLİZ HİÇBİRİMİZ
Tüm bu söylediklerim töre ve namus cinayetlerinin sıkça yaşandığı
ülkemizde kulağa saçma gelebilir. Evet, bir kesim insan için ilişkiler daha
kolay. Ama çok değil, üç mahalle aşağıda akşam eve 15 dakika geç geldi diye
babası ya da abisi tarafından bıçaklanan genç kızlar da var. Zaten kafamızın bu
kadar karışmasının nedeni de bu. Mahallemize geldiğimiz, apartmanımıza
girdiğimiz an, sosyal çevrede edindiğimiz kimliğimizden çıkıp bambaşka biri
haline dönüşüyoruz. Sürekli ikircikli davranıyoruz. Sabaha kadar içip coşup
sarhoş olduğumuz fotoğrafları komşumuz ya da bir akrabamız görmesin diye
Facebook’a eklemiyoruz. Baskı ve korku kadınların çoğunu ikiyüzlü ve yaptığı
her şeyden suçluluk duyan bireyler haline getirdi. Hatta yaptığımız
çapkınlıktan bile...
ÇAPKIN KADIN YOK AZ VOTKA VAR
Neyse, apartmanızdan çıkıp asıl mevzumuza dönelim
isterseniz... Çapkın kadın kimdir? Nedir, ne değildir? Üşenmedim popüler
kadınlara gittim, sordum. Sonuç; çapkın kadın yoktur, az votka vardır.
Erkeklerle eğlenmeye bayılıyorum
Ayşe Özyılmazel (Gazeteci- şarkıcı)
Ayşe Özyılmazel (Gazeteci- şarkıcı)
Üşenmedim TDK’ya baktım. Çapkın, ‘geçici aşklar ve ilişkiler
peşinde koşan kimse, hovarda’ demekmiş. Tamamen bu kitabi tanım üzerinden yorum
yapacağım, haberiniz olsun. Çapkın kadın var mıdır? Her ne kadar kadınlar
kendilerini dışarıya karşı ‘gelinlik kız’ kıvamında göstermeye bayılsalar da
evet çapkın kadın vardır. Peki neden bir kadın çapkındır? 1) Paşa gönlü
istediği için... 2) Yalnızlıktan... 3) İlişkisinde yeterince ‘kadın’
hissettirilmediği için... 4) Bekâr kız arkadaş baskısından. Misal, ‘hadi gel içelim
kopalım takılalım’ kafası... 5) Fazla votkadan... Ve 6) Gerçekten âşık olduğu
adamı elde edememenin hırsından!
Son dönemde dikkatimi çeken başka bir nokta var ki 90 kuşağı
kızlar feci çapkın. Bildiğiniz sözlük anlamında çapkın. Hovardalar. Haylazlar.
Gözleri hedefe kilitleniyor ve bardan adamı alıp çıkıyorlar. Kimseden de
beklentileri yok. Ertesi gün aramıyorlar da. Bu duruma övgüler düzecek değilim
ama sanki bu yeni nesil kızlar bütün bir kadın tarihinin intikamını alıyorlar.
Ben çapkın mıyım? Dürüst cevap vereyim mi? Birine âşıksam
değilim ama âşık değilsem erkeklerle eğlenmeye bayılıyorum. Çapkınım yani.
Erkekleri seviyorum, onlar da beni. Mesajlaşmalar, küçük flörtler ve bakışmalar
hoşuma gidiyor. Fakat sorun şu ki erkek kısmı hemen havalara girip beni
kaçırıyor. Emek vermeye o kadar üşeniyorlar ki ben de onlarla konuşmaya,
görüşmeye üşeniyorum.
İnsanın kaderinde kim yazıyorsa...
Buse Terim (Moda blogger’ı)
Buse Terim (Moda blogger’ı)
Çapkın kadının en basit tanımı birden fazla erkeğe ilgi duyan
kadın. Tıpkı çapkın erkeğin tanımı gibi. Türkiye şartlarında ayıplanan bir
durum bu. Erkekler için “Çok çapkındır o” cümlesini sık duyarız ama bir kadın
için pek söylenmez. Bakış açımıza, örf ve âdetimize ters. Erkek çapkınlık
yaptığı zaman “Erkektir, yapar” denir ama kadın yapınca ayıplanır.
Aşka gelince... Aşkı besleyen şey tecrübe. Yaşadığın her an,
sana yeni bir şey öğretiyor. Çocukluk aşkına bakıp “Ne kadar da çocukmuşum!”,
“Bunları nasıl yapmışım!” diyebiliyorsun. Belki çok basit olacak ama bunu biraz
da kadere bağlıyorum. İnsanın kaderinde kim yazıyorsa, sonu da onunla bitiyor.
Bu insanın ilk aşkı da olabiliyor, hata yapa yapa yıllar sonra bulduğu kişi
de...
Çapkın kadınlar daha neşeli oluyor
Ekin Olcayto (Haber Spikeri)
Ekin Olcayto (Haber Spikeri)
Kadınlar ekonomik olarak özgürleştikçe çapkınlığı da erkeklerin
tekelinden çıkardılar. Fakat kadınların çapkınlığı erkeklerin aksine sonuna
kadar gitmek demek değil, daha çok flörtleşme, mavi boncuk dağıtma düzeyinde.
Çapkın kadınlar daha neşeli, daha eğlenceli oluyor orası kesin.
Kadından çapkın olmaz
French_Oje (Blogger-kitap yazarı)
French_Oje (Blogger-kitap yazarı)
Çapkınlık, benim için bir arayış demek. Kendini ya da doğru
insanı arama hali. Çapkın değilim ama kendimi bildim bileli doğru insanı
aradım. Yanlış insanla olduğumu anladığımda da ilişkimi bitirdim. Kadınlarla
erkeklerin çapkınlığı farklı. Onlar biraz skor peşinde, biz biraz
arkadaşlarımıza anlatacağımız hikâye... Aşk acısı sonrası çapkınlık yapıp kafa
dağıtmaya karar verdiğimizde bile, ilk bulduğumuz insanın doğru insan olup
olmadığını sorguluyoruz. “Ya doğruysa?” der, âşık olur, sonra doğru insan
olmadığını anlayıp uzaklaşırız. Bu, dışardan kadını çapkın gösterse de aslında
orada bir dram ve birikmiş hayal kırıklıkları vardır. Kadından çapkın olmaz.
Kadın çapkınlığı beceremez. Bence ben çapkın değil, doğruyu arayan kadınım.
Çoğu kadın gibi.
Bal gibi de olur
Pelin Çini (Gazeteci-sunucu)
Pelin Çini (Gazeteci-sunucu)
Her şeyin çok hızlı eskidiği, birine henüz sahip olmuşken
dahi aklımızın bir köşesinde yenisini hayal etmeye başladığımız günleri
yaşıyoruz. Eskisi gibi yıllarca süren, büyük fedakârlıklar gerektiren aşklar
artık yok. Zira bu bahsettiğim ‘hız’ sadece erkekleri etkilemiyor. Artık
kadınlar da ellerindeki seçenekleri değerlendirmekten yana. Dolayısıyla çapkın
kadın vardır, kadın da bal gibi de çapkın olabilir. Rüyalarının erkeğini,
‘beyaz atlı prens’ini bulduğunu düşünüp bir ömür karşı cinsi ‘kardeş’ olarak
görecek kadın sayısında büyük bir azalma yaşıyoruz.
Çok küçükken tüm sınıf arkadaşlarım büyüyünce mutlu olacak
zannederdim. Bu denkleme göre ben arka sıramda oturan Rıdvan ile evlenecektim.
Peki, sonra ne oldu? Ertesi sene sınıfta gelen Atilla ve onun kısacık saçları,
babası tarafından her sabah boyanan simsiyah çizmeleri aklımı çelmeye yetti
bile.
Zamanla esas mühim olanın benim ne hissettiğim ve istediğim
olduğunu anladım. Kimin elini tuttuğum, kimin yanında uyandığım ya da kimin
araması için telefon başında saatler geçirdiğim değil önemli olan. Önemli olan,
o anı yaşamak. Şimdilerde gözlerime ve kelimelerime daha az hâkim olarak
yaşıyorum hayatı. Peki, bu çapkınlık mı? Sanmam!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)